Master Chef'ler

Fernando Arellano

Yerelliğe Aşık: 2 Michelin yıldızlı Şef Fernando Arellano

Şef Fernando’nun Gastronometro ve İstanbul gezisinin öncesi ve sonrası bu yazıda.

İsmini temmuz ayında öğrendiğimiz hayatını dolu dolu mutfak tecrübeleriyle geçirmiş şef Fernando Arellano ile yüz yüze tanışmamız aralık ayını buldu. Peki bu serüven nasıl başladı? Nasıl ilerledi? Mutlu sona erdi mi?

Bir şef buraya gelmeden Gastronometro ekibi neler yapar, neler düşünür? Konuk şef hangi bilinmezliklerle gelir? Bunları masaya yatırma zamanı geldi.

Fernando Arellano 40 yaşında ve yaklaşık 20 yıldır ülke ülke geziyor. Dublin’de “Patrick Gilbaud“,  Londra’da “Le Gavroche“, Napoli’de “Don Alfonso“ , Valensiya’da “Maison Pic“ ve Barselona’da “Can Fabes“ isimli, her biri ayrı hikayelerin başrol oyuncusu, her biri yüzlerce insanın ömürlük birer hatırası olmuş olan restoranlarda edindiği deneyimlerden sonra Şef Fernando 2005 senesinde ait olduğu topraklara, Madrid’e döndü ve kendi restoranı Zaranda’yı açtı. Bir restoranının açılışından 11 ay sonra Michelin yıldızı kazanması için ne kadar iyi olması gerektiğinin farkındayız, değil mi?

Şef Fernando, 2013’te çok da Madrid’den uzaklara gitmeden, Mallorca’da açılan Castell Son Claret’in içine tüm ekibiyle birlikte Zaranda markasını bambaşka bir noktaya taşıdı.

Asıl hikaye burada başlıyor. Balearik adalarının tek 2 Michelin yıldızlı restoranı olması da burada oluyor, Fernando’nun adanın kendine has ürünlerini menülerinin baş tacı etmesi de. Kah dalgıç kimliğinden hakim olduğu “The Great Blue Hole”a gönderme yaptığı deniz ürünleri tabağı, kah 7 farklı ülkenin 7 geleneksel tatlısını Hz.Fatima’nın Eli şeklinde bir tabağa dizmesi, bu şef attığı her adımda “benim de bir hikayem var” diyor.

İletişime geçmemizin ilk anından itibaren şef son derece profesyonel yaklaştı etkinliğe ve taleplerimize. Önden hazırlanabilecek her şeyi hazırlayıp getirmekte ısrarcı. Biz de Gastronometro şeflerinin dünyanın herhangi bir noktasında herhangi bir şefle çalışmaya hazır olduklarında ısrarcıyız. Verdiğimiz teminatlara, önceki konuk şeflerle iki sene içinde başardıklarımıza, videolara, ödüllere rağmen telefonun öteki ucundan şüphenin sesini duyduk. Her konuk şef ziyaretinden önce olduğu gibi bizim de içimiz içimize sığmıyor, çünkü yan yana gelmeden o kan uyumunun yakalandığından emin olamıyoruz. Hem şefin, hem Gastronometro ekibinin hem de 3 gün boyunca ağırlayacağımız her bir kişinin unutulmaz bir deneyim yaşaması için bu uyum olmazsa olmazımız!

Günler haftaları, haftalar ayları kovalarken, biz Fernando’dan başka bir şey konuşmaz olduk.İstiridyeli başlangıcı sunmak istediği inciler ve mücevher kutularının gümrükten geçmesi, market listesinin tamamlanması derken, Fernando gelişini sabırsızlıkla beklediğimiz bir ikona dönüştü.

5 ay gelmesini beklediğiniz ve tüm hazırlıklarının kusursuz olması için çabaladığınız bir şefin ete kemiğe bürünüp karşınızda durduğu ilk andan, “Her şey için teşekkürler, ben onlarca ülke gezdim, böyle bir ekip görmedim. Yine gelmek isterim, yine sizinle çalışmak isterim.” dediği o veda anına kadarki her şey 8x hızında ileri sarılmış gibi…

2 Michelin yıldızlı, başarılı ve mütevazi şef Fernando Arellano Gastronometro’da çok özel misafirlerimiz için bir akşam yemeği, İstanbul’un yıldız şefler liginin asil takımı için bir mutfak atölyesi ve yakın geleceğimizin şefleri gastronomi öğrencileri için bir seminer ve 4 yemek demosu yaptı.

Türk mutfağını yakından tanımak isteyen şef, Maximilian Thomae ile Yüksel Balık’ta Karadeniz kalkanı, Vedat Demir’le Beyti’de kebap, Nicole’de Aylin Yazıcıoğlu’ndan degustasyon menüsü, Mükellef’te Arda Türkmen’den mükellef mezeler, Beşiktaş’ta kokoreç, Eminönü’de künefe, Nilhan Aras’la Kadıköy Balık Pazarı’nda turşu, Basta’da Kaan Sakarya ve Derin Arıbaş’tan kokoreç tattı.“Çok spor yapmam, Türkiye’ye geri dönmem, sizinle tekrar çalışmam ve hemen künefe ile köz patlıcan başta olmak üzere bu lezzetleri restoranıma taşımam lazım!” dedi. Mutlu son.Yine gelecek. Geçen sefer kaçırdıysanız, bu Türkiye sınırlarında onunla tanışmak için belki de son şansınız…