Blog

Bocuse d’Or Avrupa heyecanı Gastronometro’ya taşındı…

01/04/2016

Türkiye’de gastronomi sektörünü heyecanlandıran etkinliklere son yıllarda dünyaca ünlü gastronomi yarışması Bocuse d’Or da eklendi. Bir zamanlar sadece uzaktan ilgiyle takip edip günün birinde bir parçası olmayı hayal ettiğimiz bu önemli yarışmada artık Türk şefler de yerini aldı. Gastronomi dünyasının her yıl merakla beklediği etkinliklerinden biri olan yarışma, yüzyılın şefi olarak kabul edilen ve üç Michelen yıldızını gururla taşıyan efsane şef Paul Bocuse adına 1987’den beri düzenleniyor. Yarışma kapsamında katılımcı ülkeler, farklı aşamalardan geçerek Bocuse’un doğum yeri ve restoranının bulunduğu kent Lyon’da dünya finaline hak kazanmak için kıyasıya yarışıyor.

Ölçülen sadece lezzet değil; zamanlama, yaratıcılık, teknik ve hijyen de en az lezzet kadar etkili oluyor. Yemek dünyasının Oscar’ı olarak anılan Bocuse d’Or, hem yeni yeteneklerin keşfedilmesi hem de farklı kültürleri ve teknikleri buluşturmak adına önemli bir eşik. Yeni mutfak trenleri dünyaya buradan yayılıyor diyebiliriz. Türkiye ise ilk olarak 2013 yılında Metro Toptancı Market ana sponsorluğunda Bocuse d’Or heyecanını yaşadı. Şimdi kapımızda yeni bir Bocuse d’Or maratonu daha var. 2015’in Türkiye finalisti Şef Mutlu Şevket Yılmaz, Bocuse d’Or Akademi Türkiye’nin organizasyonu ile Metro Toptancı Market’in ana sponsorluğunda Bocuse d’Or Avrupa Finali’ne hazırlanıyor. Bu önemli haberi bizim açımızdan güzel kılan bir ayrıntı daha var; şefimizin hazırlıklarını Gastronometro’da yürütecek olması…

“Şeflerimizin dünyada hak ettikleri yere gelmeleri için çalışıyoruz”

Metro, hazırlık sürecinde Mutlu ve ekibinin ihtiyacı olan tüm malzemeleri sağlamakla kalmıyor; gastronomi profesyonellerinin gelişimi için hayata geçirdiği gastronomi platformu Gastronometro’da yarışmada kullanılan mutfağın birebir aynısı olarak tasarlanan Bocuse d’Or mutfağını Mutlu ve ekibinin hazırlıkları için tahsis ediyor. Metro Toptancı Market ana sponsorluğun yanı sıra yarışmanın ürün sponsorluğunu da üstleniyor. Görüşlerine başvurduğumuz Metro Toptancı Market Genel Müdürü Kubilay Özerkan, konuyla ilgili şunları söylüyor:

“Türk mutfağı ve gastronomisinin dünyada hak ettiği konuma gelmesi için genç ve yenilikçi şeflere büyük görev düştüğüne inanıyoruz. Bu sebeple Bocuse d’Or gibi, dünyanın önemli gastronomi platformlarında şeflerin yanlarında yer almayı, onları desteklemeyi sorumluluğumuz olarak kabul ediyoruz. Mutlu Şef’in Avrupa finaline en iyi şekilde hazırlanması için ihtiyacı olan malzemeleri en taze ve sağlıklı şekilde kendisine ulaştırıyoruz. Avrupa Finali’nde Mutlu Şevket Yılmaz’ın büyük başarı kazanacağına yürekten inanıyorum.”

Bocuse d’Or Akademi Türkiye Başkanı Rudolf Van Nunen ise Türk gastronomisinin dikkatleri üzerine çekebilmesi ve tanınırlığının arttırabilmesi için bu yarışmanın mükemmel bir fırsat olduğunu ve bu heyecanın yetenekli şefler üzerinde de ciddi bir farkındalık yaratacağını ifade ediyor.

Gastronomi dünyası, Gastronometro’da buluştu

Bocuse d’Or Avrupa finali öncesi gastronomi dünyasının önemli isimleri Gastronometro’da çok özel bir etkinlikle bir araya geldi. Profesyonelleri, şefleri ve gastronomi basınını bir araya getiren bu gecede, Şef Mutlu Şevket’in imzasını taşıyan tüm lezzetler, misafirlerden tam not aldı. Gastronometro’da hazırlıklara başlayan Yılmaz, Mayıs ayında Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de düzenlenecek Bocuse d’Or Avrupa finalinde, kıtanın en yetenekli şefleriyle yarışacak ve Türkiye’nin adını Lyon’daki büyük finale taşımak için tüm hünerlerini sergileyecek. Yılmaz, Bocuse d’Or Akdemi Türkiye’nin desteği, komisi Kürşad Oğulganmış ve koçu Adrian Løvold eşliğinde hazırlandığı Avrupa Finali’nde başarı kazanması durumunda, Türkiye’yi Ocak 2017’te Lyon’da düzenlenecek Dünya Finali’nde temsil etme hakkı kazanacak.

 

 

Bocuse d’Or’un sadece lezzetlerin yarıştığı bir etkinlik olmadığını zaten belirtmiştik. Bir nevi olimpiyat diyebileceğimiz bu yarışma, bir spor etkinliği gibi titizlikle yürütülüyor. Yarışma kapsamında stadyum gibi düzenlenmiş büyük bir alan içine 12 mutfak kuruluyor. Ekipler orada önceden belirlenmiş, bir et bir balık tabağı üç yan yemekle birlikte 14 kişi için 5.5 saat içinde hazır ediyor. Tüm aşamalar jüri üyesi şefler ve gözlemciler tarafından izleniyor. Bocuse d’Or, her ne kadar uluslararası bir yarışma olsa da her yarışmacı Avrupa ve dünya finallerinde en az bir temel malzemeyi kendi ülkesinden seçmek zorunda. Bu bakımdan yerel mutfakların ve ürünlerin dünya sahnesine çıkması için de önemli bir fırsat. Bu türden yarışmalar vesilesiyle ülkelerin gastronomi kültürü dünyaya açılmış oluyor. Bugün gurme seyahatin en önemli destinasyonları haline gelen ve fakat daha birkaç yıl öncesine kadar “bir mutfak geleneği yok” diye eleştirilen Kuzey ülkeleri, bu popülerliklerini biraz Bocuse d’Or’a borçlu dersek, yanlış olmaz. Zira bu ülkeler (İsveç, Norveç, Danimarka), son yıllarda yarışmada birinciliğe doymuyor!